| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Yıllık ödevler,performans ödevleri,proje ödevleri,SBS,OKS,deneme sınavları,testler,alıştırmalar,ödev indir,ödev,edebiyat ödevi,matematik ödevi,türkçe ödevi,fizik ödevi,biyoloji ödevi,kimya ödevi,fen bilgisi ödevi

1 "nida" etiketi kullanan gönderi "nida" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Edebi SanatLar - 2

Kinaye:Anlatımı güçlendirmek ve daha etkili hale getirmek için cevap alma amacı gütmeden soru sormaktır.

 

İstifhama Örnekler:

 

*Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

 

*Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

  Benim mi Allahım bu çizgili yüz?

 

*Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

 

*Şu karşıma göğüs geren

 Taş bağırlı dağlar mısın?

 

*Hangi çılgın bana zincir vuracakmış?Şaşarım!

 

*Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?

  Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?

Leff-ü Neşr:

Birinci mısrada toplanan en az iki kavramın ikinci mısrada bir benzerinin söylenmesine denir.

Veya: Bir dizede iki ya da daha fazla kavramdan bahsettikten sonra diğer dizede onlarla ilgili açıklama yapmaktır.

 

Leff-ü Neşr Örnekleri:

 

*Biz denizde kaptan,ovada çiftçi,şehirde esnaf olan,

  Biz gemi yürüten,tarla süren,alış-veriş yapan.

 

*Bakışların fırtına,

  Duruşun durgun su,

  Biri alabora eder,

  Biri boğar.

 

*Gönlümde ateştin,gözümde yaştın,

  Ne diye tutuştun,ne diye taştın.

 

*Ben bir sedefim,sen nisan bulutu,

  Ver damlaları,al yuvarlak inciyi.

Mecaz-ı Mürsel:

Benzetme ilgisiyle kurulmayan mecazlara mecaz-ı mürsel denir

Benzetme amaç güdülmeden bir sözün ilgili olduğu başka bir söz yerine kullanılmasıdır. Ayağını çıkar, üstünü giy gibi.

 

a) Mecaz-ı mürseldeki ilgiler:

 

sanatçı eser:    (Bir haftadır Peyami Safa okuyorum) ,

parça bütün:     (Bu acılı yüz her şeye rağmen gülebiliyor) ,

bütün parça:     (Aşırı ölçüde uzattığı tırnağını ısrar etmesem kesmeyecek) ,

iç dış:                                                 (Tencere bu ateşte zor kaynar) ,

dış iç:                                                 (Ayağını çıkarmadan içeri girme)

soyut somut:     (Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı) ,

neden sonuç:   (Bereket sabah dek yağdı)

eşya insan:                       (Rengi atmış bir şapka) ,

yer insan:                          (Gün doğmadan bütün köy uyandı

                                                                              Lozan zafer mi hezimet mi?

                                                                              Ama Sivas tam bağımsızlıkta direniyordu.

                                                                              Ankara tavrını sertleştirdi.)

yön ülke:                                           (Batı bize husumet besliyor) ... ilgileri mevcuttur.

 

 

b) Klâsik mecaz-ı mürseller:

 

Sınıf ayağa kalk.

Bütün okul hayret etti.

Uzun Mehmet geçiyor.

Türbinler ayağa kalktı.

Türkiye terörü kınadı.

Belediye bekliyorum.

Anadolu misafiri sever.

Genç kız sigarasını yaktı.

Ön taraf ücreti öde .

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl.

Vapur Üsküdar’a yaklaştı.

Koluma gir.

Cebini verir misin?

Ateşin var mı?

Peyami çok iyi bir kalemdir.

Emre iyi bir krampondur.

“Hayattan canlı ölüm , günahtan baskın rahmet

Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet

 

 

c) Mecaz-ı Mürsel Örnekleri:

 

“Âh efendi bize karşı İstanbul /Neden böyle bir sert , yalçın taş gibi”

 

İşe alınman için dün şirketle görüştüm.(İnsan)

 

Yarın sınıfı 9/H sınıfı yapacak.(Öğrenci)

 

Toplantıya Milliyet gazetesinin güçlü kalemleri de geldi.(Yazar)

 

Nihatın golüyle tüm stat ayağa kalktı.(Seyirci)

 

O evine çok bağlı bir insandır.(Ailesi)

 

Bu olay üzerine bütün köy ayaklandı.(Halk)

 

İstanbul'dan kalkan uçak az önce Adana'ya indi.(Havaalanı)

 

“Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir /İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir”.

 

“Ben garip çizgilerle uğraşırken baş başa / Rastlamıştım duvarda bir şair arkadaşa.”

 

“Bir ruh o derin bahçede bir defa yaşarsa /Boynunda onun kolları , koynunda o varsa.”

 

“Kendimi kaptırarak tekerleğin sesine /Uzanmışım kalmışım yaylının gölgesine”

 

“Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaş / Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş”

 

“Ben garip çizgilerle uğraşırken başbaşa / Rastlamıştım duvarda bir şair arkadaşa”

 

ABD’de bir zamanlar Kuzey-Güney çatışması yaşanmış.

 

Yarışmadaki yeşiller son derece başarılı oldu.

Abartma:

Bir varlığın, olayın ya da durumun olduğundan büyük ya da küçük gösterilmesine mübalağa denir.

Sözün etkisini güçlendirmek için bir şeyi olduğundan daha çok ya da olduğundan daha az göstermektir.

 

Mübalağa (Abartma) Örnekleri:

 

*Alem sele gitti gözlerimin yaşından.

 

*Ölüm indirmede gökler,ölü püskürtme de yer

  O ne müthiş tipidir;savurur enkaz-ı beşer.

 

*Aramazdık gece mehtabı yüzün parlarken

  Bir uzak yıldıza benzedi güneş sen varken.

 

*Manda yuva yapmış söğüt dalına,

  Yavrusunu sinek kapmış.

 

*Bir ah çeksem dağı taşı eritir,

 Gözüm yaşı değirmeni yürütür.

 

*Bir gün gökyüzüne otursam,

  Evlerin tavanlarını birer birer açsam.

 

*Sıladan ayrıyım,gözümde yaşlar,

  Sel olup taşacak bir gün derinden.

 

*Sana olan aşkım dağı taşı eritir,

  Gözümdeki yaşlardan bir deniz olur.

 

*Ben ki toz kanatlı bir kelebeğim,

  Minicik gövdeme yüklü Kaf dağı.

 

*Sekizimiz odun çeker,

  Dokuzumuz ateş yakar

  Kaz kaldırmış başın bakar

  Kırk gün oldu ,kaynatırım kaynamaz.

 

*Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

  Gömelim gel seni tarihe desem,sığmazsın.

 

*Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır.

 Nida:

Seslenme sanatıdır. Şiirde “ey” gibi ünlemlerle ifade edilir. Ancak ünlem bildiren sözcük olmadan da nida sanatı yapılabilir.

Şiddetli duyguları,heyecanları coşkun bir seslenişle anlatmadır. Daha çok ay,ey,hay,ah ünlemleriyle yapılır.

 

Nida Örnekleri:

 

*Ey bu toprakları için toprağa düşmüş asker

 

*Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü!

 

*Ey benim sarı tamburam!

 Sen ne için inilersin?

 

*Çatma kurban olayım ey nazlı hilal!  dizelerindeki altı çizili sözlerde nida sanatı yapılmıştır.

Seci:

Düz yazıda,kelimelerin kafiyeli olacak şekilde sıralanmasına denir

Düzyazıda kafiyeli sözcüklerin kullanılması sanatıdır.

Düz yazıda cümle içinde yapılan uyağa denir.

 

Seci Örnekleri:

 

*İlahi,kabul senden,ret senden;şifa senden,dert senden İlahi,iman verdin,daim eyle;ihsan verdin,kaim eyle.

*"Hisarad Türk’ün kuvveti,Küçüksu’da neşesi,Kağıthane’de zevk ve şevki,Eyüp’te manevi yazı surlarda atılışı,hava gibi tenefüs edilir,o kadar barizdir."

 

*Ten cübbesi çak gerek,gönül evi pak gerek.

 

*Ey gönlümün nuru,gönüllerin süruru!

 

*İlahi! Bekaa isteyen candan vücud afetlerini sen def et! Dirlik uman gönülden varlık hicabını sen ref et! Can sırrın isteyene şer yolunu tarik et! Yokluk yoluna gidene tevfikini refik et!

 

*De gül idim ben sana mail sen ettin aklımı zail.

Tariz:

Birini küçük düşürmek ve onunla alay etmek amacıyla sözün ya da kavramın gerçek ve mecaz anlamı dışında büsbütün tersini kastetmektedir.

Bir kişiyi iğneleme, bir konuyla alay etme veya sözün tam tersini kastetmedir.

 

Tariz (Taşlama) Örnekleri:

 

*Düşük alan bir öğrenciye:’’Allah nazardan korusun,bu ne büyük başarı.’’demek gibi.

 

*Bize kafir demiş müfti efendi.

 Tutalım ben ona diyem müselman

  Varıldıkta yarın rüz-ı mahşerde

  İkimiz de çıkarız anda yalan

 

*Bu ne kudret ki elifbayı okur ezberden.

 

*Tahir Efendi bize kelp demiş,

  İltifatı bu sözde zehirdir,

  Maliki mezhebim benim zira,

  İtikadımca kelp Tahirdir.

 

*Bir nasihatım var zamana uygun,

 Tut sözümü yattıkça yat uyuma,

  Meşhur bir kelamdır sen kazan sen ye,

  El için yok yere yanma.

 

*O kadar zeki ki bütün sınıfları çift dikiş gidiyor.