Edebi SanatLar - 1
Cinas:Yazılışları aynı, anlamları farklı sözcüklerin yani eş anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılmasıdır.
Mısra sonlarında sesteş sözcüklerle yapılan uyaklara cinas sanatı denir.
Cinas Örnekleri:
*Söylerken o sözleri kızardı
Hem hazzeder ah hem kızardı
*Kısmetindir gezdiren yer yer seni
Arşa çıksan da bu akıbet yer yer seni.
*Bu ne güzel bir gül
Hiç ağlama hep gül.
*Niçin kondun a bülbül kapımdaki asmaya
Ben yarimden ayrılmam götürseler asmaya.
*Göl kıyısındaki sazların arasında bir saz sesi geliyordu.
* Kara gözler,
Sürmeli kara gözler,
Gemim deryada kaldı,
Gözlerim kara gözler.
*Kalem böyle çalınmıştır yazıma,
Yazım kışıma uymaz,kışım yazıma.
* Böyle bağlar,
Yar başın böyle bağlar,
Gül açmaz,bülbül ötmez,
Yıkılsın böyle bağlar.
Hüsn-i Talil:
Bir olgunun gerçek nedeni bilindiği halde onu başka bir nedenden oluyormuş gibi gösterme sanatıdır.Gerçek sebep inkar edilerek yerine heyecan verecek bir neden gösterilir.Gösterilen neden güzel olmalıdır.
Kısacası, sebebi bilinen bir olayın meydana gelişini, gerçek sebebinin dışında başka, güzel bir nedene bağlamadır.
Hüsn-i Talil Örnekleri:
*Ateşten kızaran bir gül arar da
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi
*Hak-i payine yetem der ömürlerdir muttasıl
Başını taştan taşa urup gezer avare su.
*O kadar çaldı ki yürekten
Türküler aşındırdı kavalı.
*Gül bahçesi sevgiliden haber geldiği için
Süslendi ve güzel kokular süründü.
*Yoksun diye bahçemde çiçekler açmıyor bak.
*Senin o gül yüzünü görmek için
Sana güneş bakmak için doğuyor.
*Benim kaderime ve yalnızlığıma
Irmaklar bile ağladı.
*Rüzgar gökte bir gezinti,
Üşürüz her akşam vakti,
Ne sıcak vücutlar gitti,
Toprağı ısıtmak için.
*Güller kızarır utancından o gonca gül gülünce
Sümbül bükülür kıskancından kakül bükülünce.
*Bir an önce görülsün diye Akdeniz,
Toroslar’da ağaçlar hep çocuk kalır.
*Toros dağlarının üstüne
Ay, un eledi bütün gece.
Aliterasyon:
Dize ya da mısrada ahenk oluşturacak şekilde,aynı sesin veya hecenin tekrarlanmasıdır.
Şiirde aynı sesin fazla kullanılmasından kaynaklanan ses sanatıdır.
Aliterasyon Örnekleri:
*Eylülde melül oldu gönül soldu lale
Bir kaküle meyletti gönül geldi bu hale.
*Seherde seyre koyuldum semayı deryayı.
*Kara toprak içinde kara karıncayı karanlık gecede görür.
*Beyaz gerdanında bir de ben gerek.
*Dest busı arzusuyla ger ölürsem dostlar
Kuze eylen toprağım sunun anınla yare su.
İntak:
Cansız varlıkların ve insan dışındaki canlıları şahsiyet kazandırıp onları konuşturmaya intak denir.
İnsan dışındaki varlıkları konuşturmaktır. Her intak sanatında teşhis sanatı vardır; ancak her teşhiste intak sanatı yoktur.
Unutmayalım: İntak sanatının olduğu her yerde doğal olarak teşhis sanatı vardır.
İntak Örnekleri:
*Mor menekşe: ’’Bana dokunma;’’diye bağırdı.
*Minik kuş:’’Anne beni rüyalar ülkesine götür.’’diye yalvarıyordu.
*Sabahleyin kozasından bakan gelincikler sorar bu dünyaya
-Ne dersin?
Kanatlanıp uçalım mı?
Çiçek olup açalım mı?
*Deniz ve Mehtap sordular seni: Neredesin?
*Maymun şunu anlatmak istemişti fikrince:
Boşa gitmez kötüye bir ceza verilince.
*Dal bir gün dedi ki tomurcuğuna:
İçimde kanayan yara gibisin.
*Ey benim sarı tamburam!
Sen ne için inilersin?
İçim oyuk,derdim büyük
Ben onunçün inilerim
*Ben ki toz kanatlı bir kelebeğim,
Minicik gövdeme yüklü Kaf dağı.
*Adam elini uzattı,tam onu koparacağı sırada menekşe: Bana dokunma!diye bağırdı.
İstiare:
Edebiyatta kullanıldığı anlamıyla istiare, bir sözcüğü kendi anlamı dışında kullanarak, bir şeyi benzediği başka şeylerin adıyla anma sanatıdır.Diğer adı eğretilemedir.
Benzetmenin iki temel öğesi vardır, benzeyen ve benzetilen. İstiare bunlardan birinin söylenmemesiyle yapılır.
Benzetmenin asıl unsuru olan benzeyen ve benzetilenden yalnızca biri kullanılarak yapılır.
a) Açık İstiare: Benzeyenin bulunmayıp yalnızca benzetilenle yapılan istiaredir.
Örnek: “Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi” Cümlesindeki "ASLAN" bu istiare çeşidine bir örnektir .
“Aslanlarımız düşmanları yendi. 'aslandan kasıt askerdir.
b) Kapalı İstiare: Benzetilenin bulunmayıp yalnızca benzeyenle yapılan istiaredir.
Örnek
Her taraf kırık dökük
Dalların boynu bükük
"Kederliyiz" der gibi
Orhan Seyfi Orhon
Dallar boynu bükük insana benzetiliyor ama kendisine benzetilen insandan söz edilmiyor. Boynu bükük sözcüğü ile insanın bir özelliği vurgulanıyor.
O kız yüzümü tırmaladı burada tırmalamak hayvana mahsustur ve bu özellik insana verilmiştir.
Karışık Örnekler:
---Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor. (A.İ)
---Ay,altın ağaçlardan yere damlıyordu.(K.İ)
---Ülkemizde üniversiteden mezun olmuş pek çok fidan artık iş de bulamıyor.(A.İ)
---Bahar gelince bir ağızdan şarkılar söyler kuşlar.(K.İ)
---Bugün gökten inciler yağıyordu.(A.İ)
---Galatasaray,Fenerbahçe kalesine gol yağdırdı.(K.İ)
---Genç adamın sözleri,kızın yüreğini yakıyordu.(K.İ)
---Sanat,hür bir ortamda boy atar.(K.İ)
---Kurban olam,kurban olam,
Beşikte yatan kuzuya.(A.İ)
İstifham:
Anlatımı güçlendirmek ve daha etkili hale getirmek için cevap alma amacı gütmeden soru sormaktır.
İstifhama Örnekler:
*Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
*Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
*Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
*Şu karşıma göğüs geren
Taş bağırlı dağlar mısın?
*Hangi çılgın bana zincir vuracakmış?Şaşarım!
*Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?
Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?

